Mikrobiyoloji laboratuvarında bir yaşamı başlatmak istediğimizde, onu ‘besiyeri’ dediğimiz besleyici ve güvenli bir zemine bırakırız. Ardından besiyerini, sıcaklığı hep sabit kalan, dış dünyadan izole bir dolaba (etüv) yerleştirip beklemeye koyuluruz.
Bilimsel dilde bu sabırlı sürece İnkübasyon denir.
Dışarıdan bakıldığında bu süreç son derece sıradandır. Kapak kapanır, zaman başlar ve saatler boyunca o şeffaf kabın içinde hiçbir şey değişmiyormuş gibi görünür. Hatta sürecin yarısından fazlasında yüzeyde tek bir iz bile bulamazsınız.
İnkübasyon, aslında biyolojinin en yanıltıcı sessizliklerinden biridir. Çünkü görünmeyen süreçler, çoğu zaman en yoğun olanlarıdır.

Mikrobiyolojide inkübasyon, mikroorganizmaların çoğalabilmesi için uygun koşullarda bekletilme işlemidir. Genellikle belirli bir sıcaklıkta ve belirli bir süre boyunca yapılır. Çünkü mikroorganizma ne kadar güçlü olursa olsun, uygun bir zemin ve doğru koşullar sağlanmadan büyüme başlamaz.
Mikrobiyolojide her organizmanın kendine has bir fizyolojisi vardır. Bu yüzden inkübasyon sıcaklığı ve süresi türden türe değişir. Örneğin çoğu bakteri için 37℃’de 1-2 gün yeterli olurken küfler için genellikle 25℃’de 5-7 gün yeterli olmaktadır.


Bir mikroorganizmanın büyüme yolculuğu dört temel fazdan oluşur: lag, log, durağan ve ölüm fazı. Fakat bu yolculuğun en çok görmezden gelinen ama aslında en kritik olanı Lag fazıdır.
Çünkü bu evrede hücreler henüz çoğalmaya başlamamıştır. Ama sanılanın aksine ‘boş’ da durmazlar. Hücreler bu sessizlikte son derece aktiftir: Gerekli enzimleri sentezler, varsa hasarlarını onarır ve yeni ortamın besin içeriğini analiz ederler. Kısacası, yeni hayatlarına uyum sağlarlar.
Çünkü uyum sağlanmadan, gerçek büyüme başlamaz.
Hazırlıklar tamamlanmadan dışarıdan baktığımızda sadece boş bir yüzey görürüz.
Hücre sayısında bir artış olmadığı için grafik neredeyse yatay bir çizgi gibi görünür. Ancak bu ‘yataylık’ bir duruş değil, bir kalkış hazırlığıdır.
Hazırlık bittiğinde, ‘Log fazına’ geçilir. Çoğalma bir anda hızlanır. Bir gün önce boş gördüğümüz o yüzey, ertesi gün canlılıkla dolar.
Log fazı sonucunda ortamdaki besinler azalır/biterse mikroorganizma durağan faz’a geçer, ve en sonunda da besin noksanlığından ölüm fazı’na geçer ve sayıları azalmaya başlar.

Dediğimiz gibi bu değişim ani değildir. Sadece görünür hale gelmiştir.
Bir bakteri kolonisi gözle seçilebilir boyuta ulaştığında, aslında milyonlarca hücre çoktan bölünmüş ve belirli bir yoğunluğa erişmiştir. Bizim ‘gördüğümüz an’, sürecin başlangıcı değildir. Sadece o gizli hazırlığın fark edildiği andır. Başlangıç çoktan geride kalmıştır.
Lag fazında gördüğümüz sessizlik yanıltıcıdır, çünkü bizler çoğu zaman değişimi yalnızca sonuç üzerinden tanırız. Görülebilen artış, ölçülebilen büyüme, sayılabilen hücreler….
Eğer grafik yukarı gitmiyorsa ‘durduk’ sanırız.
Oysa doğada hiçbir şey sıçrayarak var olmaz, her şey bir birikimin sonucudur. Belki de inkübasyonun insana en yakın tarafı buradadır.
Hayatımızda da dışarıdan bakıldığında ya da kendi gözümüzde ‘durağan’ sandığımız dönemler olmuştur. İlerleyemediğimizi düşündüğümüz, dışarıdan bir artış göremediğimiz, grafiğimizin yatay seyrettiğini düşündüğümüz zamanlar…
Ama gerçekten hiçbir şey olmuyor mudur? Yani gerçekten ‘durağan’ mıydık?
Tabii ki de hayır. Çoğu zaman ‘bir anda oldu’ dediğimiz şeyler aslında uzun bir inkübasyonun sonucudur. Şu an grafiğimiz yatay olabilir, ama yatay grafik, sıfır aktivite demek değildir.
Belki de şu an o karanlık etüvün içindeyiz. Dışarıdan bakıldığında hiçbir şey olmuyor gibi görünen o yerde…
Görünür olan her şey, daha önce görünmeyen bir hazırlığın sonucudur.Hazırlanıyoruz. Log fazı geldiğinde, kimse onun ne zaman başladığını hatırlamayacak.
Bazen en büyük değişim, en sessiz olanıdır.

Kaynakça:
Bailey, R. (2024, June 4). Phases of the bacterial growth curve. ThoughtCo. https://www.thoughtco.com/bacterial-growth-curve-phases-4172692
Grafik kaynakça;



Bir Cevap Yazın