Yazmak

2–3 dakika

Yazmak, düşünme aktivitesinin somutlaşmış halidir. İnsan yazınca kendi düşüncesini tanrısal bir bakış açısıyla takip edebiliyor. Yazmakla alakalı en erken anılarım öncelikle herkes gibi alfabenin öğrenilmesiyle başlıyor.

Ardından ilkokul ve ortaokulda günlük tuttuğum seneleri anımsıyorum. Sınıf öğretmeni muhakkak günlüğümüzü tutmamızı ve belirli satırları doldurmamızı isterdi.

‘Akşamcı’ olduğum için sabahları bana aitti, kahvaltı yaptıktan sonra yalandan deftere neler yaptığımı yazardım. Ama örümcek adam desenli kalemime bakıp bunların boş olduğunu ve hiçbir şey yapmadığımı düşünüyordum.

Seneler boyunca okulda tutturulan günlükler dışında ciddi bir okuma yazma alt yapım olmadı. Ta ki on yedi yaşımda İstanbul’dan Kanada’ya döndüğümde, arkadaşlarımın yoğun çabaları sayesinde elimde kitap dolu iki valiz vardı.

Turgenev’in Babalar ve Oğullar’ından, Rousseau’nun Toplum Sözleşmesi’ne, seçmece birçok kitap mevcuttu. O zamandan beri okumaktan büyük keyif duyarım. Okumak başkalarının düşünce sürecinin takibinde, kendi düşüncenizi de eş zamanlı takip etmenize yardımcı oluyor.

Ayrıca o zamanlardan beri şiir yazıyorum. Sayısı yüzü geçeli epey olmuştur ve ben takibini bıraktım. Yazar, yazdığının okunmasını ister. Düşünce sabitlik kazanır ve artık üreticisinden bağımsız halde var olabilir. Ciddi şekilde okumaya başlamamla şiir yazmam paralel bir şekilde cereyan etti.

Şiirden sonra düz yazı yazmayı hep istiyordum. İlkokul çağlarımda günlük ödevler sırasında yaşadığım düşünce hissiyatını, ilk defa yıllar sonra İngiltere’de yaşayan eski bir dostum için yazdığım bir mektupta tekrar yaşadım.

Üniversitenin ilk senesinde arkadaşımdan gelen mektup muntazam zarfın içerisinde beni bekliyordu. Mektubun içerik detaylarına tabii ki girmeyeceğim ki zaten girilecek gizemli bir tarafı da yok fakat mektup yazma deneyimi olarak bir anın içinde düşünmek asıl beni yakalayan histi.

Zarf açılınca uzaklarda hapsolmuş bir hava odaya zuhur etti. Arkadaşımı mektubunu yazarken hayal ettim ve onunla beraber düşündüm. Sonrasında kendi yazacağım mektubu düşünmeye başladım. Ne cevap versem diye düşünürken birden kendimi onun da benimle düşüneceğini hayal ettim.

Aradan geçen onca yıldan sonra cevaben yazdığım mektubun içeriğini hatırlamıyorum. Ama mektup için neler yazmam gerektiğini düşünürken otobüsün camından sıyrılıp giden ağaçların yapraklarını, sonbahara hazırlanan nehrin bıçak mavi sularını ve ceketimden sırtıma uzanan rüzgârın hissini unutmuyorum.

Yazmayı, düşünürken ruhta bıraktığı hissiyat için çok seviyorum. Dünyaya rağmen iyi, güzel, umut dolu düşüncelerde yüzmek ve denizden çıkıp anın sarı gerçekliğinde kumlarda yaşamak hayattaki en güzel hislerden bir tanesi. Hatta şimdi kalkıp adresi meçhul mektuplar yazacak ve çekmeceme koyacağım.

COLSPARK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin