Çoğu zaman hayata ciddi ilişki gibi davranıyoruz. Hevesli planlar yapıyoruz, beklenmediğimiz yerlere yetişmeye çalışıyoruz, idare ediyoruz ama biz böyle yaptıkça yaşamak araya kaynıyor. Hayat buna bozuluyordur eminim.
Sürekli kontrol edilmek değil, biraz fark edilmek istiyor. Mesela sabah yürüyorsun, İstanbul yine bildiğin gibi. Herkes bir yere yetişmeye çalışıyor, günün ilk aramalarını boğuk sesle açıyorlar, herkesin yüzü ‘geç kalıyorum’ modunda endişeli. Korna sesi, hızlı adımlar, aç ve yorgun suratlar.
Bu şehirde kediler hariç her şeye acelemiz var zaten. İşe, okula, para kazanmaya, bir şeyleri yetiştirmeye koşturuyoruz ama kedi görünce zaman yumuşuyor. 🙂
Diyorum ki hayatın yanından koşarak geçilmez, bu hayatla ancak flört edilir. Burada flört dediğim şey, hayat mükemmel olsun beklentisi değil, ‘hayat bugün bana ne gösterecek’ merakı.
İnternette bir yazıya denk gelmiştim şöyle diyordu “Riskli bir mesaj göndererek veya rastgele birine selam vererek tüm zaman çizelgeni değiştirebilirsin. Gerçeklikle biraz olsun oyna.”
Hayatla flört etmek biraz da kendini tanıma işi. İnsan açken her şey dramatik geliyor vücut av modunda oluyor, sabrın olmuyor, gelecek karanlık oluyor, dünya sana borçlu gibi hissettiriyor.
Karnın tok ise “aslında bir tuhaflık yokmuş” diyorsun, “yarın bakarız” diyorsun, “şu an keyfim yerinde” deyip ertelemeye sarıyorsun. Oysa ikisi de yalan söylüyor. 😀
O yüzden bugün yemek ye ama acele etme. Bir lokmayı hak ettiği gibi ye. Telefonu masaya ters koy. Gürültünün içine bir sessizlik bırak. Hayat bazen yavaşlayan insana açılıyor.
Meseka biriyle konuşurken bazen şöyle hissediyorsun: “Bu insanla konuşacak hiçbir şeyim yok.” O an aslında hayat sana yeni bir kapı açıyordur ama sen hemen kapatıyorsun. Birini dinlemek onun gibi olmak değildir. Dünya tek bir açıdan ibaret değilmiş demektir.
Senden tamamen farklı birini dinlemeyi dene. Sürekli konuşan değil, kendi dünyası olan birini. Yargılamadan, düzeltmeden, ders vermeden. Sadece dinle. Hayatın iyi hikayeleri bazen senin hayatına hiç benzemeyen yerlerden gelebilir.
Bu flörtün bir kuralı var, küçük zevkleri savunacaksın. Yetişkinlik, zevkleri ertelenebilir ilan edip hayatı yaşanabilirlik seviyesine çekmek değil. Bir şeyi sırf istediğin için yap. İyi görünen bir tatlı söyle. Gereksiz olur demeden kendine bir şey al. İşin yokken dışarı çık. Hiç dinlemediğin tür de müzik aç. Bir kafeye otur. İşim yok diye utanma.
Bazen hayat senin zevklerine saygı duyduğun kadar sana saygı duyuyor. Amacın olmadan bir yere git. Hedefe kilitlendikçe hayattan kopuyorsun çünkü hedef sürekli “sonra” demek. Hayatsa hep şimdi.
Daha önce hiç oturmadığın ama sürekli önünden geçtiğin bir banka otur, yaşadığın semtte hiç girmediğin o pasaja gir, dükkanlara bak, işin olan esnafla sohbet et, sadece yürüyüp bakınmak için rota çiz. Amaçsız gitmek kaybolmak değildir. Bazen kendini bulmanın yolu bir süre yönsüz kalmaktır.
Sürüşün de tadını çıkar. Bizi motive eden şey varış yerimiz değil, yol olmalı. Zamana da geçip giden bir nehir değil, tek şeritli bir yol gibi bakmalıyız. Geri dönüş yok sağa sola kaçış yok, o yönde ilerleyen de biziz. Zamanın içinde değiliz, zamanın yönündeyiz.
Madem hayatla flört diyoruz, ister istemez konu bir noktada ilişkilere kayıyor. Başlarda bahsettiğim gibi herkes panik halinde veya endişeliyken buluşmada herkes çok sakin.
Kimse bir şey belli etmiyor. Gülüşler ölçülü, ilgi kontrollü, yazışıyorsanız mesajlar dengeli. Çünkü çok belli edersen kaybedersin diye bir efsane var. Ama sonuçta kimse kaybetmiyor, çünkü kimse başlamıyor. 😀
Bizim toplumun aşk hayatı, hayatla flört etmenin en komik örneği. Herkes yakınlık istiyor ama kimse yaklaşmıyor; herkes anlaşılmak istiyor ama kimse açık konuşmuyor. Sonra da hayat suçlu. 🙂
Ciddiyeti koruyalım, bu yazımın ciddi olmasını istemiştim. Şimdi kendine ufak bir görev yaz. Bugünden başlayarak bir süre haber tüketme, gündemi takip etme.
Nefret saçan tiplerden uzak dur, o insanlar seni çok etkiler. Negatifle dolu biriyle sohbeti uzatma. Rahat biri ol ve rahat arkadaşlar edin. Gerginlik sana hiçbir şey kazandırmaz.
Hayatı tamir edilecek bir problem sanma. Biz hayatı sürekli çözmeye çalışıyoruz sanki bir hata var da düzelteceğiz ve her şey bitecek. Hayır, hayat bitmiyor; hayat yaşanıyor.
O yüzden bugün kendine küçük bir söz ver: “Hayatla kavga etmeyeceğim, flört edeceğim.”
Bir şeyi tadına vara vara ye. Birini gerçekten dinle. Biraz yavaşla. Şunu fark et, Hayat seninle sürekli konuşuyor. Sen sadece bazen cevap vermiyorsun. Bugün ver.

