Bugün okul bahçelerindeki potalardan olimpiyat arenasına uzanan çizgide, görünmez bir isim var. Selim Sırrı Tarcan. Yüzyıl önce “beden terbiyesi” diye savunduğu fikirler, bugün Türkiye’nin spor kültürünün sessiz omurgasını oluşturuyor.
Galatasaray’ın yüksek tavanlı salonunda, ince yapılı bir adam öğrencilerin karşısına geçer. Elinde tahta bir çubuk vardır ama ne bağırır ne azarlamaya ihtiyaç duyar. Tek bir cümleyi tekrar eder: “Vücut, karakterin aynasıdır.” Onun için spor, ter damlalarından ve kas kuvvetinden ibaret değildir; bir ülkenin yeniden özgüven kazanma yoludur.
1874’te, o dönem Osmanlı toprağı olan Mora Yenişehir’de dünyaya gelen Selim Sırrı, babasını savaşta kaybeden bir çocukken, İstanbul’un yatılı okullarında disiplinle yoğrulmuş bir gence dönüşür. Galatasaray’daki yıllarında tanıştığı jimnastik, hayatının eksenini belirleyecek kadar derin bir iz bırakır. Yıllar sonra “beden terbiyesi”ni bir ders olmaktan çıkarıp bir yaşam felsefesi haline getirmek için uğraşmasının kökleri, tam da o sınıflarda atılır.
Olimpik hayalin mimarı
Selim Sırrı’yı sadece okul salonlarına sığdırmak haksızlık olur. O, Türkiye’nin olimpik harekete dâhil olmasında da kilit bir figürdür. Avrupa’daki temasları sırasında modern olimpiyatların kurucusu Pierre de Coubertin’le bağlantı kurar, Osmanlı’nın olimpik aileye katılması için yıllarca çaba gösterir. Sonunda, ülkenin adının resmen olimpiyat sahnesine yazılmasını sağlayan ilk isimlerden biri olur.

Ama onun asıl derdi, birkaç sporcu göndermekten fazlasıdır. Sporun bir “milli dava” haline gelmesi gerektiğine inanır. Millî Olimpiyat Komitesi’nin oluşumunda aktif rol alırken, kulüplerin ve gençlik örgütlerinin sporla güçlenmesini savunur. Savaşlar, yoksulluk ve umutsuzluk içindeki bir toplumda, atletizm pistini, jimnastik salonunu ve voleybol sahasını adeta yeni bir özgüven laboratuvarı olarak görür.
Spor salonu bir karakter okulu
Selim Sırrı Tarcan, İsveç’te aldığı eğitimle döneminin en modern beden eğitimi anlayışını öğrenir ve bunu Türkiye’ye taşır. Onun gözünde ders saati, çocukların enerjilerini boşalttığı bir “oyun arası” değil, bedenle birlikte iradenin de eğitildiği ciddî bir zaman dilimidir. Okullarda beden eğitimi derslerini sistemleştirir, öğretmen yetiştiren programların oluşturulmasında aktif rol üstlenir.
Sınıfların, salonların içinde yürüttüğü bu dönüşümün dili ise ne kuru bir askerî sertliktir ne de süslü bir romantizm. Öğrencilerine hem disiplin hem de sevgiyle yaklaşır. Onlara düşmeyi değil, düştükten sonra kalkmayı; yorulmayı değil, yorulduğu halde devam etmeyi öğretmek ister. Spor salonu, yavaş yavaş bir “karakter okulu”na dönüşür.
Bu süreçte yeni spor dallarının kapısını da aralar. Voleybolun okullarda yer bulmasında öncü olur; takım sporlarıyla işbirliği ve paylaşım kültürünü destekler. Jimnastik, voleybol, hatta boks… Farklı branşlar üzerinden gençlere hem cesaret hem de kendini ifade etme alanı yaratır.

Beden terbiyesinden ulusal kimliğe
Selim Sırrı, sporu kültürden ayrı düşünmez. İsveç’te gördüğü folklor çalışmalarından etkilenerek, yurda döndüğünde halk oyunlarına bilimsel ve sistemli bir gözle bakar. Ege’nin zeybeklerini derleyip sahneye taşır; beden terbiyesiyle ulusal kimlik arasında köprü kurmaya çalışır. Ona göre güçlü bir gençlik, ancak hem bedenini hem kültürünü taşıyabildiğinde tam olur.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında beden terbiyesiyle ilgili görevler üstlenmesi ve sonrasında milletvekilliğine uzanan siyasi yolculuğu, bu fikirlerini ülke düzeyinde savunmasına imkân tanır. Meclis kürsüsünde de, spor salonunda kullandığı dilin özünde aynı cümle gizlidir: Sağlam bir gelecek, sağlam nesillerle mümkündür.
Görünmez ama her yerde
Bugün Selim Sırrı Tarcan’ın adını herkes bilmeyebilir. Fakat bir beden eğitimi öğretmeninin elindeki düdükte, okul bahçesindeki potada, mahalle sahasındaki filede ondan kalan bir iz mutlaka vardır. Yüzyıl önce yazdığı yazılarda, spor yapmayan bir gençliğin geleceği taşıyamayacağını söylerken, aslında bugünün tartışmalarına da ışık tutar.
Her olimpiyat töreninde ekrana yansıyan ay-yıldızlı forma, bir parça onun hayalini de taşır. Selim Sırrı Tarcan, Türkiye’ye sadece spor yaptıran adam değil; bu ülkeye sporla nasıl ayağa kalkılacağını öğreten adamdır.

Kaynakça
- Anonim. Selim Sırrı Tarcan. Vikipedi. https://tr.wikipedia.org/wiki/Selim_S%C4%B1rr%C4%B1_Tarcan
- Anonim. 2021. Türkiye’de olimpizmin öncüsü: Selim Sırrı Tarcan. TRT Spor. https://www.trtspor.com.tr/haber/detay/turkiyede-olimpizmin-oncusu-selim-sirri-tarcan-18466934
- Emrah. O. (2024). Türkiye’de olimpizmin öncüsü: Selim Sırrı Tarcan. AA. https://www.aa.com.tr/tr/portre/turkiyede-olimpizmin-oncusu-selim-sirri-tarcan/3151988
- Geri, S., & Sarıyar Sezan, C. (2021). SPOR TARİHİNDE ÖNCÜ BİR İSİM: SELİM SIRRI TARCAN’IN KADIN GAZETESİNDEKİ YAZILARI. Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Dergisi, 15(1), 141-153. https://izlik.org/JA65ZW89WE

