Bilimde bazı kelimeler, gündelik hayatta alıştığımız anlamların çok ötesinde kullanılır. Bu durum, zaman zaman ciddi kavram kargaşalarına yol açabiliyor. “Teori” kelimesi de bunların başında geliyor.
Gündelik dilde teori; “tahmin, şüphe, uydurma” anlamına gelebilir. Ancak bilim dilinde teori; defalarca sınanmış, farklı gözlemlerle desteklenmiş ve “neden/nasıl” sorularına açıklama getiren, son derece güçlü bilgiler bütünüdür.
Bir tartışma sırasında sıkça duyarız: “Ama o sadece bir teori, bir kanun değil ki!”
Burada duralım. Çünkü bu cümle, bilimin doğasına dair yaygın bir yanlış anlaşılmayı barındırıyor. Kanun başka, teori başkadır.
Toplumda şöyle bir hiyerarşi algısı var: “Bir fikir önce hipotez olur. İspatlanınca teori olur. İyice kesinleşince de kanun olur.” Bu tamamen yanlıştır.
Biyoloji öğrencilerinin yakından bildiği Campbell Biyoloji’de de bilimsel teoriler, doğa olaylarını açıklayan kapsamlı ve güçlü bilimsel çerçeveler olarak tanımlanır.
Teori ve kanun kavramları bir hiyerarşi içinde sunulmaz, çünkü farklı türden bilimsel sorulara yanıt verirler.
Yani Evrim Teorisi, yarın “ispatlanıp” Evrim Kanunu’na dönüşmeyecek. O her zaman, canlılığın çeşitliliğini açıklayan en güçlü “açıklama modeli” (teori) olarak kalacak.

Bilim, mutlak doğrular ilan etmez ve dogmalarla ilerlemez. Bir bilginin yanlışlığı kanıtlanana kadar onu “çalışır” kabul eder. Bu durum teorileri zayıf kılmaz, aksine onları dinamik ve geliştirilebilir kılar.
Biz biyologlar, teorilerle çalışırız; onlara “inanmayız”. Onları sınar, genişletir ve yeni verilerle yeniden şekillendiririz.
Bu yüzden “Evrime inanıyor musun?” sorusu bilimsel açıdan anlamsızdır. Evrim bir inanç sistemi değildir, bir mekanizmadır.
Peki, nedir bu mekanizma? En basit haliyle evrim; canlı popülasyonlarının genetik özelliklerinin nesiller boyunca değişmesidir. Canlılar (bireyler) evrilmez, popülasyonlar zaman içinde değişir.
İnsan gibi karmaşık ve ömrü uzun canlılarda bu değişimi bir insan ömrüne sığdırıp gözlemlemek zordur. Bu yüzden evrim, bazen sanki “geçmişte kalmış” soyut bir olay gibi algılanır. Oysa mikroorganizmalar dünyasına baktığımızda film şeridi hızlanır.

Buna en güncel ve acı verici örnek COVID-19 pandemisidir. Virüsün zaman içinde farklı varyantlar oluşturması; daha bulaşıcı hale gelmesi ya da bağışıklık yanıtından kısmen kaçabilmesi, gözümüzün önünde gerçekleşen evrimsel bir süreci ortaya koymuştur.
Bu değişimde bilinçli bir yönelim yoktur; yalnızca hayatta kalmayı kolaylaştıran varyantlar popülasyonda daha yaygın hale gelmiştir.
Yani evrim, tozlu raflarda kalmış bir iddia değildir. Bugün hâlâ işleyen, laboratuvarda, hastanelerde ve doğada her an tanık olduğumuz canlı bir biyolojik süreçtir.
Kaynakça
- Reece, J. B., Urry, L. A., Cain, M. L., Wasserman, S. A., Minorsky, P. V., & Jackson, R. B. (2013). Campbell Biyoloji (E. Gündüz & İ. Türkan, Çev., 9. baskı). Palme Yayıncılık.
- Göbekçin, T. (Çev.). (2022). Biyoloji kitabı (1. baskı). Alfa Yayınları.
- Evrim Ağacı. (2012, 11 Kasım). Evrim nedir? Evrim Ağacı. https://evrimagaci.org/evrim-nedir-5509
- Aras, M. Darwin’in Evrim Teorisi Aslında Ne Söyler. (2023). Fizikist. https://www.fizikist.com/darwinin-evrim-teorisi-aslinda-ne-soyler

