Aynı Diziye 3. Kez Başladım ve Bu Normal: Konfor Alanı

2–3 dakika

Biraz düşünürseniz, sizin ya da çevrenizden en az birinin defalarca izlese bile sıkılmadığı, her seferinde aynı keyfi aldığı bir dizi ya da film mutlaka vardır.

Bazen üzgünken, bazen duygusal bir anda kendimizi bu yapımlara sığınırken buluruz. Açlığımızı gideren, bizi sakinleştiren ve bir şekilde liman olduğunu düşündüğümüz içeriklerdir bunlar.

Peki neden? Binlerce yeni içerik varken, neden elimiz akışına tamamen hakim olduğumuz, ne olacağını baştan sona bildiğimiz bu yapımlara gider?


Öngörülebilirlik

Bu davranışın temelinde öngörülebilirlik ihtiyacı yatar. Daha önce izlediğimiz içeriklerde sürpriz yoktur; her sahneye aşinayız. Karakterlerin kimi seveceğini, hikâyenin nasıl ilerleyeceğini, sonunun mutlu mu yoksa hüzünlü mü biteceğini biliriz. Belirsizlik ortadan kalktığında, zihnin tehdit algısı da azalır. Bu da amigdalanın daha az aktive olmasına, dolayısıyla stres ve kaygı düzeyinin düşmesine yardımcı olur.


Sosyal bağ hissi

Öngörülebilirliğin getirdiği bu rahatlamaya bir de sosyal bağ hissi eklenir. Kendimizden bir parça bulduğumuz ya da yakınlık kurduğumuz karakterlerle vakit geçirmek, farkında olmadan birçok duygusal ihtiyacımızı karşılar. Tanıdık yüzler, tanıdık diyaloglar… Hepsi zihnimizde bir güven hissi yaratır.

Elbette yeni içeriklerin de iyi hissettirdiğini inkâr edemeyiz. Hatta bazen fazlasıyla tatmin edici olabilirler. Ancak yeni içeriklerin sunduğu haz genellikle yüksek ama kısa süreli bir dopamin etkisidir. Etki geçince geride yeniden bir boşluk kalabilir. Defalarca izlediğimiz içerikler ise daha dengeli ve sakin bir haz sunar. Bildiğimiz, aşina olduğumuz bu duygusal sakinliğe yönelmek çoğu zaman kaçınılmazdır.


“Kontrol sonunda bende!”

Bir de kontrol meselesi vardır. Günlük hayatın hızını ve kontrol edemediklerimizin ağırlığını düşündüğümüzde, aynı içeriklere dönmek bir çeşit kontrol duygusu sağlar. Akışı bilmek, karakterlerin dönüşümünü dışarıdan izlemek ve “burada olan biteni anlıyorum” hissi, kontrolün en azından bu küçük evrende bizde olduğunu düşündürür. Gün içinde bizi saran belirsizlikler zinciri, o tanıdık evrende geçici olarak kırılır.

kişi, şahıs, insan yüzü, giyim, bilgisayar içeren bir resim

Yapay zeka tarafından oluşturulmuş içerik yanlış olabilir.

“Kaçış mı mola mı?”

Peki bu ne anlama geliyor? Gerçeklerden kaçıyor muyuz, yoksa kendimize küçük bir mola mı veriyoruz? Bunu belirleyen şey, konfor alanında ne kadar süre kaldığımızdır. Aynı dizilere ne sıklıkla dönüyoruz, bunu ne zaman bir alışkanlık ne zaman bir sığınak hâline getiriyoruz?

Neredeyse her şeyde olduğu gibi burada da denge önemli. Zaman zaman bildiğimiz hikayelere dönmek, zihnin sakinleşmesine ve kendini güvende hissetmesine yardımcı olabilir. Tanıdık bir sahne, aşina olduğumuz bir diyalog bazen tam da ihtiyacımız olan şeydir.

Mesele, bu alanı bir kaçışa dönüştürmeden, kendimize nefes alacak küçük molalar verebilmektir. Çünkü bazen aynı diziyi üçüncü kez açmak, dünyadan uzaklaşmak değil; biraz daha güçlü geri dönebilmek içindir.

Eğer konfor dizi veya filminizi henüz bulamadıysanız da izlemeye devam edin! Belki siz de ben gibi geç kavuşanlardan olacaksınızdır. 

Kaynakça

  • Nazlı, A. R. (2021). Yanılgının icadı. Nazlı Yayıncılık.
  • Eagleman, D. (2011). Incognito: Beynin Gizli Hayatı. Domingo Yayınları.

COLSPARK sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin