Çok eskiden, İstanbul sınırında bir köyde kapısı olmayan bir evde geceyi geçirmiştim. Gecenin bir vaktinde yolum yakın bir köye düşmüştü, bir sonraki gün arkadaşa kız istemeye gidecektik, gidecek başka yer yoktu ve kalmak gitmekten daha mantıklıydı.
Sabah kahvaltı yapmak için evden çıktım. Bahçeden biraz uzaklaşınca, içgüdüsel bir refleksle arkamı döndüm. Evi bir de sabah gözüyle görmek istedim.
O sırada fark ettim evin üstünde epey yukarıda bir gökkuşağı vardı ama ters duruyordu.
İlk tepkim bilimseldi, astigmatımla alakalıdır dedim. Sonra belki gökkuşağı hep böyle ben bugün paranoyak uyandım dedim. Hatta bu bir gezegen mi diye bile düşündüğüm oldu sadece alt kısmı görünen bir gezegen. Kısa sürdü tabii, fakat beyin o sırada bütün ihtimalleri sıralıyor.
Sonra jeton düştü. Hayır, bu gerçekten ters duran bir gökkuşağıydı. Normal gökkuşağı yere doğru bükülür, bu ise yukarı çıkıyor gibi duruyordu. Kıvrılıyor gibiydi, gökyüzü kendi üstünde tebessüm ediyordu sanki.
Hiç fotoğraf çekme huyum yoktur o an da çekmedim. Çok da incelemedim ve renk sırasına da bakmadım ama öğrendiğim kadarıyla renkler de ters duruyormuş.
Normal gökkuşağında kırmızı rengi yukarıda ve mor renk aşağıda dururken, ters gökkuşağında kırmızı altta, mor ise en üstte duruyor.

Ne olduğunu öğrenmek için sonra internete bakarım dedim ve arkamı dönüp gittim. O gün unutmuşum.
Bir sonraki gün arkadaşlarımla otururken aklıma geldi, onalra da anlattım. Herkes sanki ufo görmüşüm gibi garipsedi. Ben dahil herkes bilgisizmiş, biri de çıkıp anlatmadı.
İnternetten bakmaya başladık. Herkes bir ağızdan bilgi söylüyor, biri video gösteriyor, herkesin telefonu ortada. Tabii, gökyüzünde “smile” görmek herkese nasip olmuyor.
Öğrendik ki bu şeyin bilimsel bir adı varmış: circumzenital arc. Halk arasındaki cazip adı ise ateş gökkuşağı.
İnternette fotoğraflara bakınca insan biraz hayal kırıklığı yaşıyor. Benim gördüğümle internetteki görüntüler birbirinden epey farklıydı ama olay aynıydı. Ateş gökkuşağı denen şey, adının aksine ateş falan içermiyor. Dramatize eden biziz.

Olay basit aslında, bu gökkuşağı yağmurdan çıkmıyor, yağmurla alakası yok. Çok yukarıda, ince buz kristalli bulutlar işin içinde.
Güneş ışığı bu kristallerin içine giriyor, çıkarken ışığın yolu bilinçli ya da bilinçsiz bükülüyor. Çünkü şartlar ve lokasyon aynı olsa dahi normal gökkuşağı da çıktığı oluyormuş. Sonra voila.
Gökyüzü gülümsüyor. İnsan anlam yüklemekten vazgeçmiyor. Her şey aşağı akmak zorunda değil bazen yukarı doğru da olur.
Başını kaldırırsın ve gökyüzü sana zemine değil, kendine bakan bir yay çizer.
Sanki günün başlangıcına, her şeyin üstüne evren küçük bir parantez açar. Her şey yine aynı olacaktır muhtemelen. Hayat yine hayat olarak kalacak, büyük sürpriz yok.
Gerçi bir sabah, bir köy evinin üstünde evren sana gülümsedi.
Daha ne yapsın?
Kaynakça
- Circumzenithal arc. Vikipedi. https://en.wikipedia.org/wiki/Circumzenithal_arc
- Circumzenithal Arc. Atmospheric Optics. https://atoptics.co.uk/blog/circumzenithal-arc/

